
Çocukluk çağında bir kez idrar yolu enfeksiyonu (İYE) yaşanması ebeveynler için endişe verici olsa da, genellikle uygun antibiyotik tedavisiyle kalıcı bir sorun yaratmadan iyileşir. Ancak, enfeksiyonlar belirli aralıklarla nüksediyorsa, durum basit bir "üşütme" veya "hijyen hatası" olmaktan çıkar. Ebeveynlerin en çok çözüm aradığı bebeklerde enfeksiyon nedenleri, çoğu zaman yüzeyde görünmeyen, sistemin işleyişini bozan yapısal veya fonksiyonel sorunlarda gizlidir. Eğer çocuğunuzda sürekli tekrarlayan bir tablo varsa, "bu enfeksiyon neden bitmiyor?" sorusunu sormanın ve altta yatan ürolojik anomalileri incelemenin vakti gelmiş demektir.

Tıp dünyasında, bir çocuğun altı ay içinde iki veya daha fazla, ya da bir yıl içinde üç veya daha fazla kanıtlanmış idrar yolu enfeksiyonu geçirmesi "tekrarlayan İYE" olarak tanımlanır. Bu tablo, genellikle vücudun savunma mekanizmalarında veya idrarın tahliye yolunda bir aksaklık olduğunun habercisidir. Özellikle kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu, kısa üretra yapısı nedeniyle daha sık görülse de, her iki cinsiyette de tekrarlayan vakalarda "şanssızlık" faktöründen ziyade anatomik bir bozukluk aranmalıdır.
Bebeklerde enfeksiyon süreçlerinde bağışıklık sistemi elbette önemlidir; ancak idrarın mesanede tam boşalmaması veya yukarıya, böbreklere doğru geri kaçması çok daha kritik bir risk faktörüdür. Mesane içinde kalan her damla idrar, bakteriler için mükemmel bir besi yeri oluşturur. Bu durumun arkasında üretra darlıkları, nörojenik mesane bozuklukları veya en sık rastlanan neden olan Vezikoüreteral Reflü (VUR) yatıyor olabilir.

Normal işleyişte idrar, böbreklerden üreter kanalları aracılığıyla mesaneye iner ve buradan tek yönlü olarak dışarı atılır. Mesane ile üreterin birleştiği noktada bulunan doğal kapakçık mekanizması, idrarın tekrar yukarı çıkmasını engeller. Ancak bu mekanizma doğuştan zayıfsa veya bozuksa, idrar mesaneden böbreklere doğru geri kaçar. İşte bu duruma Vezikoüreteral Reflü (VUR) veya halk arasındaki adıyla "böbrek reflüsü" denir.
VUR neden tehlikelidir? Mesanedeki idrar, dış ortamdan gelen bakterilerle kolayca enfekte olabilir. Eğer reflü varsa, bu bakterili idrar doğrudan böbreklere taşınır. Bu durum, basit bir sistit tablosunu böbrek iltihabına (piyelonefrit) dönüştürerek hayati risk oluşturabilir. Bebeklerde enfeksiyon nasıl geçer sorusunun kalıcı yanıtı, eğer reflü saptanmışsa, sadece o anki bakteriyi öldürmek değil, bu geri kaçışı kontrol altına almaktır. Reflünün derecesine (Evre 1-5) göre, çocuk ürolojisi uzmanı tarafından uzun süreli koruyucu antibiyotik tedavisi veya cerrahi müdahale planlanmalıdır.
Hafif dereceli (Evre 1 ve 2) reflülerde, çocuk büyüdükçe üreterin mesaneye giriş açısı düzelebilir ve sorun kendiliğinden ortadan kalkabilir. Ancak yüksek dereceli (Evre 4 ve 5) reflülerde, idrar kanallarında genişleme meydana gelir ve böbreğin korunması için cerrahi kaçınılmaz hale gelebilir. Erken teşhis, bu sürecin hasarsız atlatılmasını sağlar.
.jpg)
Tekrarlayan enfeksiyonların en korkulan sonucu "böbrek skarı"dır. Böbrek skarı, enfeksiyonun böbrek dokusunda bıraktığı kalıcı yara izidir. Her ağır böbrek enfeksiyonu atağı, sağlıklı böbrek dokusunun bir kısmını fonksiyonsuz yara dokusuna dönüştürebilir. Zamanla biriken bu skarlar, böbreğin süzme yeteneğini azaltarak ilerleyen yıllarda çocukta yüksek tansiyon (hipertansiyon) ve hatta kronik böbrek yetmezliği gibi geri dönüşü olmayan hastalıklara yol açabilir.
Böbrek hasarını önlemek ebeveynin gözlem gücüyle başlar. Çocuğunuzun vücudundaki sinyalleri iyi okumalısınız. Örneğin, sık sık nükseden idrar kokusu neden olur diye merak ediyorsanız, bu durum idrarda sürekli bir bakteri üremesinin ve dolayısıyla böbrek riskinin bir işareti olabilir. Keskin, amonyak benzeri kokuya yüksek ateş eşlik ediyorsa, enfeksiyon çoktan böbreklere ulaşmış olabilir. DMSA sintigrafisi gibi ileri görüntüleme yöntemleriyle böbrekte skar olup olmadığı kontrol edilmeli ve tedavi stratejisi bu veriye göre "böbreği koruma" odaklı güncellenmelidir.

Çoğu aile için bağırsak problemleri ile idrar yolları arasındaki ilişki şaşırtıcıdır. Oysa tıp literatüründe bu durum "İşeme ve Dışkılama Disfonksiyonu" olarak adlandırılır. Kalın bağırsağın son kısmı (rektum), mesanenin hemen arkasında yer alır. Çocuk kronik olarak kabız kaldığında, rektumda biriken sert ve hacimli dışkı kitlesi mesaneye önden baskı yapar.
Bu baskının sonuçları oldukça dramatiktir:
Özellikle kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu vakalarında, kabızlık sorunu çözülmeden yapılan antibiyotik tedavileri genellikle başarısız olur. Kabızlığı yönetmek (bol lifli gıda, su tüketimi ve tuvalet alışkanlığı), idrar yolu sağlığını korumanın en doğal yoludur.

Çocuklar, özellikle de bebekler, yaşadıkları rahatsızlığı her zaman kelimelerle ifade edemezler. Vücut ise bu sorunu akıntılar ve koku değişimleri yoluyla dışarıya yansıtır. Bu sinyalleri doğru yorumlamak, teşhis süresini kısaltır.
Sünnetsiz erkek bebeklerin ebeveynleri bazen bezde peynirimsi lekeler görür. Erkek bebekte beyaz akıntı genellikle "smegma" adı verilen doğal deri döküntüsüdür ve tek başına bir hastalık değildir. Ancak bu birikinti, bakterilerin toplanmasına ve "balanit" denilen penis ucu iltihabına yol açabilir. Tekrarlayan enfeksiyon öyküsü olan erkek bebeklerde sünnet, enfeksiyon riskini 10 kat azalttığı için tıbbi bir zorunluluk haline gelebilir.
Bebeklerde sarı akıntı, çoğu zaman alt bezindeki yoğun bakteri üremesinin ve pişiklerle birleşen deri enfeksiyonlarının sonucudur. İshal dönemlerinde bağırsak bakterileri çok hızlı bir şekilde idrar yoluna sıçrayabilir. Bu, bebeklerde enfeksiyon oluşumunun en yaygın dış nedenidir. Bezin sık değiştirilmesi ve bölgenin kuru tutulması hayati önem taşır.
Kız çocuklarında görülen kız çocuklarında akıntı, genellikle "vulvovajinit" denilen dış bölge tahrişiyle başlar. Anatomik yakınlık sebebiyle bu akıntıdaki bakteriler kısa sürede mesaneye tırmanır. Eğer akıntı kronikleşmişse, çocuğun sadece idrar yolu değil, tüm genital bölge hijyeni ve kıyafet seçimleri (pamuklu çamaşır kullanımı gibi) yeniden düzenlenmelidir.

Geçmişte tekrarlayan İYE ve VUR vakalarında tek seçenek büyük ve ağrılı açık ameliyatlardı. Günümüzde ise pediatrik üroloji alanı, çocuklara en az travmayı yaşatacak modern yöntemlere evrilmiştir. Bebeklerde enfeksiyon nasıl geçer sorusunun bugünkü yanıtları arasında, idrar kanalından kamera ile girilerek yapılan ve dikiş gerektirmeyen "STING" (endoskopik enjeksiyon) yöntemi ilk sıradadır. Bu yöntemle idrarın geri kaçtığı kanalın ağzına özel bir jel enjekte edilir ve reflü saniyeler içinde tedavi edilebilir.
Bunun dışında, yüksek dereceli vakalarda robotik cerrahi veya laparoskopik yöntemler sayesinde çocuklar çok daha hızlı iyileşmekte ve hastanede kalış süreleri kısalmaktadır. Tedavi sadece ilaçla sınırlı kalmamalı; işeme eğitimi ve diyetle desteklenmiş bir bütün olarak ele alınmalıdır.

Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları bir "kader" değil, çözüm bekleyen mekanik bir sorundur. Eğer çocuğunuzda sürekli bir idrar kokusu neden olur endişesi taşıyorsanız veya nükseden kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu vakalarıyla boğuşuyorsanız, altta yatan nedeni sorgulamanın vakti gelmiştir. Unutmayın, erken müdahale sadece bugünkü enfeksiyonu bitirmez; aynı zamanda gelecekteki böbrek sağlığını da garanti altına alır.
İzmir Çocuk Ürolojisi kliniğimizde, VUR tanısından kabızlık yönetimine, endoskopik tedavilerden detaylı ürodinamik incelemelere kadar tüm süreçler uzmanlıkla yönetilmektedir. Çocuğunuzun böbrek sağlığını riske atmayın. Daha fazla bilgi ve randevu için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.