
Çocukluk çağında idrar yolu enfeksiyonu (İYE), üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra en sık görülen ikinci enfeksiyon türüdür. Ancak belirtilerin yaş gruplarına göre dramatik farklılıklar göstermesi, çoğu zaman teşhisin gecikmesine neden olabilir. Özellikle konuşamayan bebeklerde veya belirtilerini tam ifade edemeyen okul öncesi çocuklarda, ebeveynlerin "sessiz işaretleri" okuması hayati önem taşır. Bu yazımızda, bebeklikten ergenliğe kadar çocuklarda idrar yolu enfeksiyonunun seyrini, belirtilerini ve bebeklerde enfeksiyon süreçlerini detaylandıracağız.
Bebeklik dönemi (0-2 yaş), idrar yolu enfeksiyonunun en zor teşhis edildiği evredir. Yetişkinlerin aksine bebekler, idrar yaparken yanma hissettiklerini söyleyemezler. Toplumda genel kanı, bir enfeksiyon varsa mutlaka yüksek ateş olması gerektiği yönündedir. Oysa tıbbi literatürde "afebril" yani ateşsiz seyreden enfeksiyonlar oldukça yaygındır.
Bebeklerde enfeksiyon bazen sadece genel durum bozukluğu ile kendini gösterir. Ateşin olmaması, enfeksiyonun hafif olduğu anlamına gelmez; aksine, vücudun bağışıklık yanıtının farklı işlediğini veya enfeksiyonun henüz sistemik bir tepki yaratmadığını gösterebilir. Bu noktada ebeveynlerin dikkat etmesi gereken en önemli unsur, bebeğin rutin alışkanlıklarındaki değişimlerdir.

Ebeveynlerin en çok sorduğu sorulardan biri şudur: "İdrar kokusu neden olur?" Sağlıklı bir bebeğin idrarı neredeyse kokusuzdur veya çok hafif bir kokuya sahiptir. Eğer bezini açtığınızda keskin, amonyak benzeri veya "balık kokusu"na benzer bir koku duyuyorsanız, bu idrardaki bakterilerin varlığına işarettir. Bakteriler idrardaki bileşenleri parçalayarak bu ağır kokuya neden olur. Kötü koku, tek başına bile bir idrar tahlili yaptırmak için yeterli bir sebeptir.
Bebek bezinde görülen her leke enfeksiyon olmayabilir ancak bazı renk değişimleri doğrudan tedavi gerektirir. Burada cinsiyete göre farklı durumlar söz konusudur.
Erkek bebekte beyaz akıntı genellikle "smegma" adı verilen, sünnet derisinin altındaki hücrelerin dökülmesiyle oluşan doğal bir salgıdır. Ancak bu akıntıya penis ucunda kızarıklık, şişlik veya idrar yaparken zorlanma eşlik ediyorsa, "balanit" dediğimiz lokal bir enfeksiyon gelişmiş olabilir. Bu durumun kronikleşmesi, ileride sünnet gereksinimini artırabilir.
Bebeklerde sarı akıntı, genellikle alt bezinin uzun süre kirli kalması veya bölgenin nemli bırakılması sonucu oluşan bakteriyel bir durumdur. Özellikle deri kıvrımları arasında kalan nem, mantar ve bakteri üremesi için mükemmel bir ortam sunar. Eğer akıntı koyu sarı veya yeşilimsi bir renk alıyorsa, bu aktif bir enfeksiyonun işaretidir ve uzman bir çocuk üroloğu tarafından görülmelidir.

Anatomik yapı gereği, kız çocuklarında idrar yolu (üretra) erkeklere göre daha kısadır ve makat bölgesine daha yakındır. Bu durum, kız çocuklarında idrar yolu enfeksiyonu görülme sıklığını ciddi oranda artırır. Bakterilerin dış ortamdan mesaneye ulaşması kız çocuklarında çok daha kolaydır.
Kız çocuklarında akıntı, sadece ergenlik döneminin bir parçası değildir. Küçük yaşlardaki çocuklarda görülen akıntı, genellikle "vulvovajinit" denilen dış genital bölge iltihabı ile beraber seyreder. Bu durum tedavi edilmediğinde bakteriler yukarı tırmanarak ciddi mesane ve böbrek enfeksiyonlarına yol açabilir. Kaşıntı, bölgede kızarıklık ve iç çamaşırında lekelenme fark edildiğinde mutlaka uzman desteği alınmalıdır.

Okul çağına gelen çocuklar semptomlarını daha iyi ifade edebilirler ancak bu sefer de okul ortamındaki psikososyal faktörler devreye girer. Karın ağrısı, idrarda yanma ve sık idrara çıkma klasik belirtilerdir. Peki ya diğerleri?
Gençlerde İYE riskini artıran faktörler genellikle yaşam tarzı seçimleriyle ilgilidir. Bu dönemde vücut değişirken, öz bakım alışkanlıklarının da bu değişime ayak uydurması gerekir.

Ebeveynlerin en büyük endişesi olan bebeklerde enfeksiyon nasıl geçer sorusunun tek bir cevabı vardır: Doktor kontrolünde doğru antibiyotik tedavisi. Çocuklarda bitkisel çözümler veya "bekleyelim geçer" mantığı, enfeksiyonun böbreklere sıçramasına (piyelonefrit) neden olabilir.
Tedavi süreci genellikle şu adımları izler:

Hayır, idrar yolu enfeksiyonu kişiden kişiye bulaşan bir hastalık değildir. Çocuğun kendi vücudundaki veya dış çevredeki bakterilerin idrar yoluna girmesiyle oluşur.
Yeni doğan kız bebeklerde anneden geçen hormonlar nedeniyle ilk birkaç gün hafif, şeffaf bir akıntı veya çok az kan görülebilir. Bu normaldir. Ancak daha sonraki dönemlerde görülen sarı, kokulu veya peynirimsi akıntılar mutlaka muayene gerektirir.

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, sadece geçici bir hastalık değil, bazen böbrek sağlığını tehdit eden ciddi bir durumun habercisidir. Bebeklerde enfeksiyon sürecini yönetirken sabırlı ve dikkatli olmak, sessiz işaretleri gözlemlemek hayati önem taşır. Eğer çocuğunuzda geçmeyen karın ağrısı, idrar renginde değişiklik, kötü koku veya beklenmedik akıntılar fark ederseniz, vakit kaybetmeden bir çocuk ürolojisi uzmanına başvurmalısınız.
Daha fazla bilgi ve randevu için İzmir Çocuk Ürolojisi iletişim sayfamızı ziyaret edebilir, uzman kadromuzdan destek alabilirsiniz.